Diyabet (Şeker Hastalığı) nedir?
Halk arasında Şeker Hastalığı olarak bilinen diyabet (Diabetes Mellitus), insan vücudundaki şekeri düzenleyen ana hormon olan insülinin yeterli düzeyde salgılanamaması veya salgılanan insülinin hücreler tarafından kullanılamaması (insülin cevapsızlığı) sonucu oluşan ve yaşam boyu devam eden kronik bir hastalıktır.
Diyabet nasıl gelişir?
Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç duyar. Sağlıklı bireylerde, tüketilen gıdalar vücuda enerji sağlamak üzere glukoza dönüştürülür. Barsaklarda parçalanan glukoz, kan dolaşımına geçerek kandaki şeker seviyesini yükseltir. Bu durum, pankreas adlı salgı bezinden insülin salgılanmasına neden olur. İnsülin, kandaki glukozun hücre içine taşınmasını sağlar. İnsülin yardımıyla kan dolaşımından hücrelerin içine taşınan glukoz, günlük yaşamımızı sürdürmeyi sağlayacak olan enerji kaynağıdır. Başta beyin, sinir hücreleri ve kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) olmak üzere, hücreler enerji kaynağı olarak glukozu kullanır.
Sağlıklı bireylerde, salgılanan insülin kandaki şeker seviyesini dengeleyerek glukozun hücreler tarafından kullanılmasına yardımcı olur. Diyabetli bireylerde ise insülin yetersizliği veya insülin cevapsızlığı nedeniyle glukozun bir kısmı kanda birikirken, bir kısmı idrarla dışarı atılır. Vücudu glukozu etkili şekilde veya yeterince kullanamayan bireylerin kan şekeri düzeyleri hipoglisemi (düşük kan şekeri) ve hiperglisemi (yüksek kan şekeri) seviyelerinde, yani normalin dışında seyreder.




Dünyada diyabet
21. yüzyılın en büyük sağlık sorunlarından biri olan diyabet, dünya genelinde en çok görülen hastalıklardan biridir. 1980’de dünya genelinde 30 milyon kişi diyabetliydi. Bugün 425 milyon kişinin diyabetli olduğu tahmin edilmektedir ve Uluslararası Diyabet Federasyonu 2045’a gelindiğinde diyabetli insan sayısının 629 milyonu aşacağını öngörmektedir. 2011’de Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan bir rapor sonrasında diyabet bulaşıcı olmayan başka hastalıklarla birlikte dünya genelinde önemli bir endişe kaynağı haline gelmiştir.
ABD ve Avrupa’da diyabet tedavisinin başlıca odak noktası kandaki (HbA1c ile ölçülen) şeker düzeyinin kontrol altına alınmasıdır. Söz konusu Batı ülkelerinde insanların yarıdan fazlasının HbA1c düzeyleri hedeflenen ölçünün üzerindedir. En hızlı gelişen dört büyük BRIC ülkesinde (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) tanıyı arttırmaya yönelik muazzam bir ihtiyaç söz konusudur, zira diyabetle yaşayan insanların yaklaşık dörtte üçünün tanı almadıkları tahmin edilmektedir.
Diyabetin global yükü arttıkça, diyabetli insanların ihtiyaçlarını öngörme ve dünya genelinde bakımdaki farklılıklar karşısında harekete geçme çağrısı günden güne güçlenmektedir. Diyabetin finansal ve sosyal maliyetiyle global toplumlar üzerindeki etkisi arasında bir denge kurma ihtiyacı, global sağlık gündeminin üst sıralarında yer almaktadır.




Türkiye’de diyabet
Türkiye’de 2010 yılında yapılan epidemiyolojik çalışmaya göre ülkemizde diyabet prevalansı (görülme oranı) %13.7’dir. 12 yıl önce yapılan bir önceki araştırma ile karşılaştırıldığında diyabetin görülme sıklığının %90 oranında artış gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmanın bir başka dikkat çekici sonucu da, ulaşılan hastaların yalnızca %45’inin diyabet hastası olduğunun farkında olduğu, %55’ine ise yeni tanı konduğu gerçeğidir. Ülkemizde diyabetin bu kadar büyük bir sağlık sorunu olmasına rağmen farkındalığının bu kadar düşük olması toplumsal projelerinin önemi konusunda bizlere önemli bir veri sağlamaktadır.
Tip 2 Diyabet’in altında yatan önemli nedenlerden biri olan obezite verileri incelendiğinde ise, hem kadın hem erkek nüfusun yıllar içerisinde kilosunda artış gözlendiği, aynı zamanda obezite sıklığının da %44 oranında arttığı, çalışmanın önemli sonuçlarındandır. Dolayısıyla hem diyabetin önlenmesi için, hem mevcut diyabet hastalarının tedavilerine olumlu katkı için kilo kontrolü ve obeziteyle savaş ülkemizde önemli bir sağlık hedefi olarak yerini korumaktadır.




Diyabet tipleri nelerdir?
Tip 1 Diyabet Nedir?
Sağlıklı bireylerde, vücudu dışarıdan gelen yabancı etkenlere karşı korumakta görevli bir bağışıklık sistemi bulunur. Bu sistemin virüs, aşılanma, ilaç, fizik veya psişik stres gibi herhangi bir nedenle normalden sapması sonucu kendi hücrelerini yabancı olarak algılaması, onlara saldırması ve tahrip etmesiyle meydana gelen hastalıklara “otoimmün hastalıklar” denir. Tip 1 Diyabet de otoimmün hastalıklar grubuna dahildir.
İnsülin hormonlarının eksikliği sonucu ortaya çıkan Tip 1 Diyabet, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında ortaya çıktığı için “Juvenil Diyabet” adını da alır. Bireyler, mutlak veya göreceli bir insülin yetersizliği olduğundan ömür boyu insülin hormonunu dışardan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundandırlar. Bu nedenle Tip 1 Diyabet, İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10'unu Tip 1 Diyabet vakaları oluşturmaktadır.
Tip 2 diyabet nedir?
Tip 2 Diyabet, başlıca iki biyolojik eksikliğin bulunduğu metabolik bir bozukluktur. Bunlar, yetersiz insülin üretimi ve vücudun üretilen insüline yanıt verme olanağının azalmış olmasıdır. Tip 2 Diyabet yetişkinlerde ve daha çok 40 yaş üstündeki kişilerde görülür. Görülme nedenleri arasında özellikle kilo fazlalığı, beslenme alışkanlığı bozuklukları, sedanter yaşam tarzı (egzersiz yapmama), ailede başka kişilerde diyabet hastalığı görülmesi, gebelik ve stresli bir yaşam tarzı sayılabilir.




Diyabet tanısı nasıl konur?
Diyabet hastalığı, Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçümü sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması ise diyabetin varlığını gösterir. OGTT’de glukozdan zengin sıvı alındıktan 2 saat sonraki kan şekeri (tokluk kan şekeri) değeri önemlidir. İkinci saatte ölçülen kan şekeri düzeyi 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konur.
Optimal glisemik kontrol (HbA1c < %7) sağlamanın kilit noktası hem tokluk kan şekerini (TKŞ), hem de açlık kan şekerini (AKŞ) hedef almaktır.




Diyabetle ilişkili sağlık sorunları nelerdir?
Karmaşık ve kronik bir durum olan diyabetin sağlık ve ömür beklentisi üzerinde büyük bir etkisi vardır. Kontrol altına alınamayan kan şekeri düzeyleri zaman içinde dokulara hasar verip diyabetle bağlantılı ciddi ve yaşamsal tehdit oluşturan komplikasyonlara yol açabilir (körlük, diyabetik ayak, böbrek yetmezliği, kalp hastalığı ve inme). Ayrıca çok yüksek kan şekeri de kendi başına tip 1 ve tip 2 diyabette yaşamsal tehdit oluşturabilir. Bu durum, kan şekeri kontrolünün iyice kötüleşmesi sonucu gelişir, nadir görülür ve bazen ölümcül olabilmektedir.
Birden fazla çalışmada yüksek HbA1c ile açlık kan şekeri düzeyleri ve kardiyovasküler olay, böbrek hastalığı ve ölüm riskinin artması arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu gösterilmiştir. Diyabetli bireylerin yaklaşık %70-80’i kardiyovasküler hastalık nedeni ile kaybedilmektedir.



Diyabetli bireylerin yaşamındaki en önemli ihtiyaçlar nelerdir?
Sağlık ekibine kolay ulaşım
Diyabetli bireyler kan şekeri kontrolünü sağlayamadıklarında sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerekebilir. Düzenli kan şekeri takibi için ise doktorlarıyla iletişim halinde kalmaları, belirli aralıklarla doktorlarını görmeleri gerekir.
Şeker ölçümü
Diyabetli bireyler günde 4-5 kez kan şekerini ölçmek zorunda kalabilmektedir. Bu nedenle, pratik ve kolay uygulanan yöntemlere ihtiyaç duyarlar.
Diyabetin yönetimi
Başarılı bir hastalık yönetimi için diyabetli bireylerin beslenmelerine dikkat etmeleri, egzersiz yapmaları ve sürekli doktor kontrolü altında olmaları gerekir.
Diyabetik sağlıklı gıdalar
Diyabet hastalığı yönetiminde doğru gıdaları seçmek kritiktir. Şekerli, aşırı yağlı gıdalar gibi kan şekerini yükseltecek ürünleri tüketmemeleri gerekir.
Diyabetik öz bakım ürünleri
Diyabetli bireylerin özel ve özenli bir kişisel bakıma ihtiyaçları vardır. Cilt bakımı, ayak ve tırnak bakımına özen göstermeleri. Komplikasyonlar nedeniyle özellikle ayak bakımı önemlidir.
Diyabetik giyim ürünleri
Hastalar giyimlerinde seçici olmak zorundadırlar. Özellikle ayak bakımı için her gün temiz ve pamuklu çoraplar giymeli, rahat ayakkabılar tercih etmelidirler.
Diyabetik yazılım uygulamaları
Düzenli ve kontrollü bir hayat sürmek zorunda olan bireyler için dijital uygulamalar birçok alanda hayatı kolaylaştırmaya, kan şekeri kontrolü veya acil durumlarda iletişim sağlamaya hizmet eder. Ancak hayatlarını kolaylaştıracak daha fazla dijital çözüme ihtiyaç duyarlar.


Kaynaklar


Nasıl katılabilirsin?
Tek yapman gereken başvuru butonuna tıkladığında karşına çıkacak formu eksiksiz şekilde doldurmak ve geliştireceğin fikrini ya da buluşunu bize anlatmak.
HEMEN BAŞVUR
Yarışmaya ister bireysel olarak, istersen ekibinle katılabilirsin.
Yarışmamız üniversite öğrencilerinin katılımına açıktır.
Bu site Sanofi tarafından halka yönelik hazırlanan yarışma websitesidir.
Copyright© 2018 Sanofi. Tüm hakları saklıdır. Son Güncelleme: SATR.SA.18.07.0440